Tüm Hakları Saklıdır
Yağ Hidrojenasyonu Nedir?
Yeni yazımızda yağ hidrojenasyonu teriminin ne anlama geldiği konusunda bilgiler vermekteyiz. İşte yağ hidrojenasyonu hakkındaki detaylar…
Debus tarafından 1863 yılında gerçekleştirilen hidrojenasyon zaman içerisinde modernize edilerek günümüzdeki haline gelmiştir. Modern hedrojenasyon, Sabetier ve Senderens’in çabaları ile 1897 – 1905 yılları arasında gerçekleştirildi.
Organik bileşenlerin doymamış bir düzeyde kimyasal olarak karbon atomlarının bileşikler ile girdiği etkileşim sonucunda bağların hidrojenle doyurulması işlemidir ve sıvı halde bulunan yağdan katı yağ oluşturmak için kullanılan bir yöntemdir.
Hidrojenasyonun gaz, katı ve sıvı olarak üç farklı halde bulunduğunu belirtmek gerekmektedir. Kullanım şartları, elde edilen yağın yapısıyla ilgili olarak kilit bir öneme sahiptir. Petrokimya alanında hidrojenasyon, daha az toksit, aynı zamanda reaktif haldeki doymuş parafin dönüşümünde kullanılmaktadır. Bu sayede yakıtların depolama kapasitesinde artış yaşanması sağlanmaktadır.
Yağ hidrojenasyonunun geliştirilmesi ilk kez 1902 yılında Willhelm Normann tarafından patent altına alındı. Bu tarihten dört yıl sonrasında ise Normann, İngiltere’de bulunan bir fabrikada balina yağının sertleştirilmesinde kullanarak dikkatleri üzerine çekti. Balina yağının serleştirilmesi hususu zamanla Amerika’da da uygulandı ve elde edilen yağların bir süreliğine sabun üretiminde kullanılması söz konusu oldu.
Yağlarda yer almakta olan iyot sayısı, doymamış yağ asitlerinin durumunu ifade etmektedir ve hidrojen ile doyurulma arasında iyot sayısı yönünden değişimler yaşanarak azalmalar göze çarpabilir. Hidrojenasyon en fazla bitkisel yağ rafinasyonunda kullanılmaktadır. Bunun temel nedeni bitkisel yağların genelde çoklu doymamış yağ asitlerinden üretiliyor olmasıdır. Bitkisel yağlardan katı veya yarı katı margarin üretilmektedir. Günümüzde unlu mamullerin üretiminde sıvı yağlara nazaran margarinler daha çok tercih edilmekte olup, bunun sebebi un ile karıştırıldığı zaman daha iyi bir kıvam verebiliyor olmasıdır.
Hidrojene yağlarla uygun erime noktalı plastik margarinle ilgili olarak 1930’da mesafe kat edildi ve Türkiye’de hidrojenasyon ile margarin üretimi 1950’den itibaren tanınmaya başlandı.
